Yanlış Bilinen Ünlü Deyimler ve Açıklamaları

Yanlış Bilinen Ünlü Deyimler ve Açıklamaları
20 Ekim 2014 tarihinde eklendi, 1.768 kez okundu.

Deyimler her ne kadar yazı ile sabit olsa da halk arasında kasıtsız olarak yanlış aktarılmaya çok müsaittir. Kimi deyim kelimelerini okunuşu aynı başka kelimelere dönüşmekten kurtaramazken kimi deyimde vermek istediği mesajı çok az bir kitleye verebilmiş ve halk tarafından yanlış anlaşılmıştır. Bu yazımızda çok sık kullanmamıza rağmen büyük çoğunluk tarafından yanlış bilinen ya da yanlış anlaşılmış deyimlerden bahsedeceğiz.

Aslan yattığı yerden belli olur” deyimini annelerimiz yatağımızı toplamadığımız zamanlarda yahut yattığımız yerin toplu ve düzenli olması istenen herhangi bir durumda söylenebilir. Sanıldığının aksine aslan yattığı yeri toplamak düzenlemek ya da temizlemek için uğraşmaz ve bulmak istediği gibi bırakmaz, yalnızca hayvandır. Bu deyimde asıl kastedilen aslanın aslan olduğunu kanıtlamak için ayağa kalkmasına bile gerek olmayışıdır. Aslan kendisini kanıtlamak zorunda değildir, o zaten aslandır. Kükremesine, ayağa kalkmasına, dişlerini göstermesine gerek yoktur ve Aslan yatarken bile aslan olduğu bellidir, aksi halde aslanların yataklarını toplayıp, parçaladıkları ceylanı yatağa bulaştırmamaları hatalı ve yanlış bir düşünce olacaktır.

Su uyur düşman uyumaz” deyiminden yine çok farklı kültürlerden etkilendiğimizi görebiliyoruz. Fakat deyimlerimizi yanlış kullanmak için bir neden yok. Deyim içerisindeki ilk kelime dilimizdeki “Su” değil Farsçadaki “Sü” olmalıdır ve Sü asker anlamına gelmektedir. Düşman her zaman askerden daha kurnaz olabilir o nedenle önlem almak ve tetikte beklemek gerekir, anlamına gelir.

Azimle sıçan duvarı deler” Herhangi bir konuda gaza gelmek/getirmek için ya da azmin önemini vurgulamak bu cümleyi kullanmış olabiliriz. Her şeye rağmen bu açıdan bakınca aslında imkânsız ve yanlış bir durumdur. Zaman içerisinde deyimin kelimeleri bozulmuş ve halk diline bu şekilde geçmiştir. Doğrusu “Azimli sıçan(fare)” olmalıdır. Gerçekten de farelerin dişleri tıpkı tırnaklarımız gibi uzadığından, bir fare isterse önünde sonunda bir duvarı delebilir.

Su küçüğün söz büyüğün” Bu deyim gazetelerde ve televizyonlarda bile karşımıza çıkar. Oysaki tek harf kaybetmesi büyük bir yanlışa neden olmuştur. Su neden küçüğün olsun ki? Hele ki büyüğe saygı ve hürmeti emreden geleneklerimiz varken. Burada düşen harf S’dir ve doğrusu “Sus küçüğün “dür. Küçüğün büyük varken susmasını, söz hakkının büyükte olduğunu anlatmaktadır.

Başın sağ olsun” bu kavramda kastedilen kafa/baş değildir. Örneğin yakınını kaybeden birisine başın sağ olsun dersek bu aslında “o öldü ama boş ver önemli olan senin başın, o sağ ya yeter” anlamına gelip yanlış anlaşılmaz mı? Kötü ve olumsuz durumlarda “Başımız sağ olsun” demek doğru olacaktır. Başımız denildiğinde içerisinde yaşadığımız devlet kastedilmekte ve bir nevi vatan sağ olsun anlamına gelmektedir.

Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” Anneyi yüceltmek amacıyla söylendiğini düşündüğümüz bu deyim aslında ikinci kısımda doğrudur yine de Anneyle alakası yoktur, Anneler tabi ki yücedir fakat ne yazık ki bu deyimin böyle bir amacı yoktur ve doğrusu “Ane gibi yar olmaz” şeklindedir. “Ane” Bağdat’ta bulunan bir uçurumken, “Yar” kelimesi de Farsçada uçurum anlamına gelir. Doğru algı için “Ane uçurumu gibi uçurum, Bağdat gibi diyar olmaz” olarak düşünebiliriz.

Etiketler:


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git